Bahar Geldi

Bahar geldi duydunuz mu 🤗

Bahar geldi, en sevdiğim zamanlardayım, doğa uyanıyor ve beni ana çekiyor. Köye her gidişimde biran önce zaruri işleri bitirip kendimi bahçeye atıyorum, pür dikkat turluyorum; nerede ne çıkmış, hangi ağaç yapraklanmış, yeni açan çiçeklerimiz neler, bostandaki son durum derken şimdi bir de böcekler çıkmaya başladı. Eskiden rahatsız olacağım tombul gövdeli örümcekleri gördüğümde yüzümde bir gülümseme farkediyorum 😊. Doğayı izlemek, yaşam döngüsüne tanık olmak muazzam. İstanbulda yaşarken bilmediğim, ya da kaçırdığım detaylar beni etkiliyor. İlk arılar çıktı, sonra minicik çekirgeler, yeni yeni sinek, örümcek ve uğurböceği görmeye başladık.

Çiçeklerdense ilk açılışı nergisler yaptı. Bizim bahçede yoklar ama bir yürüyüş sırasında membasına denk geldik ve ektik bolca bahçeye. Seneye görüşücez sizinle 😉. Sonra benim gönlümü fetheden sade, çok güzel ve bal kokulu papatyalar. Sağolsunlar neredeyse 2 aydır bizimleler ve hala bahçedeki en yoğunluktaki çiçek onlar. Yeni yeni gelincikler de çıkmaya başladı ❤️. 

Tabi bir de adını bilmediklerim, araştırıp öğrenmeye çalışıyorum. Sayelerinde kültürüm de artıyor. Mesela siz üçgülünü bilir misiniz 😅

Mutlu yıllar bana 😄

Doğanın döngüsünü izlerken ben de yaşgünümü geçirdim. Hayatımın yeni bir evresimdeyim artık, 40’lar bana göz kırpmaya başladı😉. Bana da mı olucaktı yahu, ben de mi yaş alacaktım 😍. Yaşamak ancak yaş alarak oluyor ama biz niyeyse bunu yadsımaya çabalıyoruz. Yaş evresinde fark ettim/ettirildim ki, şöyle bir yargı var benim çevremde; yaşlanmak kötü ve istenmeyen bir süreç. Oysa doğadaki tüm canlıların yaşam döngüsü gibi insanınki de doğmak, yaşamak ve ölmek üzerine kurulu. Bence hayat müthiş keyifli, umarım daha çoooook yaş alır ve hayatın tadını çıkarırım.

Bu yaş dönümümde kendimle ilgili de bir şey farkettim. İnsanların kişisel tecrübelerini dinlemeye bayılırım, her hayat ilginçtir, sizin için de yaşanma ihtimali barındıran hayat hikayeleri. Biyografileri de sevdiğimi belirterek konuyu toparlıyorum. Ben maalesef fazlasıyla empati kurarım, onlar adına hissederim. Tabi bir de dinlediğim herşeyi görselleştiririm. Başkaları nasıl yapmıyor bilmiyorum ama her hikaye filme çekilir benim gözümde. Böylece kendime de rol verdiğim, canlandırdığım ve hissettiğim hayat hikayeleri olur. Ve ne güzelki buradaki hatamı farkettim, hikayelerin başkasına ait olduğunu baştan kabul etmem ve üstüme almamam lazım. 

Hadi bakalım 38.yaş hedefim de bu olsun. Uzundur konuştuğumda kullandığım kelimelere dikkat ediyorum, bu sene çok daha dikkatli dinlemeye ve kendimi özdeşleştirmemeye çalışıcam. Yeni yaşta daha neler farkedicez kimbilir 😄

Yaşlanmak

Yaşlanmak istememenin altında şu da olabilir; kafamızdaki yaşlı imajı. Çünkü yaşlılık dediğin ölümden önceki son durak. Yani hastalık demek, çabuk yorulmak demek, ağırbaşlı olmak demek, renksiz giyinmek demek, tadsız yemek demek, demek de demek. Kime göre? Kime göre ne demekse, o da zaten öyle yaşlanacak demektir. Neye inanıyorsak, onu gerçek yapıyoruz. Bu gözler 80’ninde patır patır Likya yolu yürüyen de gördü, 70’inde 2 tur Belgrad parkurunu koşan da. Yani genelgeçer varsayımları boşverelim efendiler, yaşınız kaç olursa olsun, kulakları tıkayıp bir bakmak lazım; ne düşünüyorum, ben ne istiyorum diye?

Şu yaş dönümümde toplumsal varsayımları boşveriyor, kendimi de kocaman öpüyorum. Yaşamak çok güzel, her tecrübesiyle, her senesiyle ❤️ 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir