Yalnızlığa Giriş

Hasan amca oldu, bu yüzden de son günlerde pek içi içine sığmıyor. Alakalı alakasız konuşmalar ‘ben amcayım’ diye bağlanıyor🤣. Bebeğe hoşgeldin demeye, daha samimi olursak acaba nasıl birşeymiş görmeye ziyaretine gitti. Aslında ben de gitmeyi düşündüm ama evde yalnız kalmak cazip geldi, tüm günü hep birarada geçirdiğimiz için de bu fırsatı tepmedim. Minik Doğu’ya dünyamıza hoşgeldin diyor, onu azıcık ele avuca geldiğinde sevmek üzere şimdilik esenlikler diliyorum.

Gelelim benim yakada neler oluyor. Evli olmanın en güzel taraflarından biri, hiç yalnızlık çekmemek bence. Hep eğlenebileceğin, konuşabileceğin bir insan, hakkaten hayat arkadaşın oluyor. Ki hep derim ‘insan eğlenebildiği ile evlenmeli’. Kocamı çok seviyorum ve onunla çok da eğleniyorum. Amma velakin biz evden çalıştığımız, hatta yanyana masalarda çalıştığımız için insan bazen yalnızlığı da özlüyor. Ki yıllarca da yalnız yaşadım, kendimi dinlemeyi de seven biriyimdir. Bazıları kendi kendine konuşmaya delilik gözüyle bakıyor ama yapmayın el insaf, insan sesli düşünüyor diye deli olabilir mi? Hayattaki en uzun ve samimi ilişkimiz kendimizle değil mi?

O zaman hemen çocukluğumdan kalan eski bir şarkı mırıldanıyor ve bir yandan da dinleyerek yazıma devam ediyorum. Yalnızlık benim eski sevgilim, yalnızlık benim en vefalı yarim 🎶. Gerçi benim hissiyatım çok daha pozitif ama yalnızlık üzerine yazılmış pozitif bir şarkı maalesef bulamadım.

Yalnızlık…

İnsan biraz da öğretildiği için galiba yalnızlıktan korkuyor. Sanırım yaygın da bir korku, en azından benim çevremde 😀. Ben de yalnız kaldığım yıllarda eve hırsız gireceginden fena halde korkardım. Alışmak biraz zamanımı aldı. Hatta daha uç bir örnek, eşi şehir dışında olduğunda evinde tek başına kalamayan tanıdıklarım var. İnsanın kendini bir tam gün bile dinlemesine engel olan bir korku.
Bence herkesin biraz düşünmeye, tek başına güzel vakit geçirmeye hakkı var;  ve ben bugünlerde yalnızlığımın keyfini çıkartıyorum.

Nasıl mı?

Ben hep biraz keyifime düşkünümdür. Kahvemi en sevdiğim bardakla içmeyi tercih ederim, kitap okurken en güzel ışık olan ve konforlu köşeyi seçerim, duş alırken mumlarımı yakarım falan. Yani aslında yaptığım şeye biraz daha keyif katmaya çalışırım. Hatta bazı arkadaşlarımdan iğrenç yorumunu almış olsam da itiraf ediyorum, tuvalette hep okunacak birşeylerim olur.
Bu birkaç günde de bol bol gülümsüyor, ne yapmak istiyorum diye kendime soruyor ve cevaplarımı hep daha keyifli hale getirmeye çalışıyorum. Bekarken kendim için yemek yapmak zor gelir, geçiştirirdim, şimdi özeniyor kendime güzel sofra kuruyorum, sırf kendim için süsleniyorum, en sevdiğim programları açıyor ve kendimi şımartıyorum.

Hatta yalnızlıktan istifade düşünüyor, kendimi dinliyor ve bu yazıyı yazmaya girişiyorum 🤩.

Son zamanlarda hayat nasıl gidiyor?

Son birkaç haftadır nefes egzersizine başladım efendim, beni anda tutuyor ve huzur veriyor. Gün içinde alarm kuruyorum, böylece unutmuyorum yapmayı tabi bir de sabah kalktığımda yapıyorum. Dingin bir müzik ve derin sakin nefesler. İnanamıyorum bu kadar etkili olduğuna; başlarında fikirler geliyor ard arda ve zamanla sakinleşiyor, önemsizleşiyor ve dinginleşiyorlar.  Sonrası hep ayrı bir hikaye, muhteşem rüyalara dalıyorum gibi. Gün içinde kendinize birkaç dakikanızı ayırıp denemenizi tavsiye ederim. Her seferinde kendime hediye vermişim gibi hissediyorum.

Detoks & Metoks

Geçen yazıda bahsetmiştim ne yapmanın bana iyi geldiğini düşündüğümü, günlükleri analiz ettiğimi söylemiştim. İşin bir de arkadaş boyutu var, bazı ilişkiler bana iyi gelirken bazıları da gelmiyor. İnsanların iyi ya da kötü olmasından bağımsız birşey bence bu. Onlarla konuştuğumda ya da buluştuğumda, enerjimin düştüğünü, aklıma olumsuz düşünceler geldiğini farkettim. İnsanın bunu kendine yapması ne kadar da saçma! Hayattaki en değerli varlık, benim için benim! ve yaptığım özünde kendime kötü davranmak. O insanı çok sevdiğim için mi? Uyumlu olduğum için mi? Hayır demek zor geldiği için mi? Ben bencil değilim mottom yüzünden mi?

Öğrencilik yıllarımda Osho’nun bir kitabını okumuştum ve çok etkilenmiştim. Kendimizi bulmak için bencil olmamız gerektiğini ve yapacağımız herşeyden önce, ne istiyorum diye düşünmemiz gerektiğini söylüyordu. Hangi kitaptı, ya da o kitap bugün nerede hiç bilmiyorum. Belki de bu benim o anki çıkarımım sadece, ama etkilendiğimi ve uyguladığımı söyleyebilirim, ne yazıkki etkisi uzun süreli olmamış 😀. Yeni bitirdiğim bir kitap da ‘Hayır Diyebilme Sanatı’. Aslında kitabı Hasan için almıştım, ben diyebiliyorum ya güya. Nitekim kitaptaki teste göre de diyebiliyorum ama okudukça aslında içime işleyen ve hiç düşünmediğim yargılarımın olduğunu ve bazı şeyleri isteyip istemediğimi çok da düşünmediğimi farkettim. Son bir kitaptan da bahsedip bu edebi kısmı kapatayım. Geçen sene okuduğum ve beni çok etkileyen bir kitap Saba Tümer’in ‘Mutluluk 21 Günde’ kitabı. Kitabın beni etkilemesinin ana nedeni aksiyona geçme şevkini paylaşması ve size de bulaştırması. Velhasıl kitapda bahsi geçen ‘arkadaş detoksu’ kavramını hatırladım ve bahsettiğim duygulardan ötürü bu bölümü tekrar okudum. Hatta kitabı tekrar okumaya başladım 😀 Bunun üzerine gittim gardıroptaki bir bölümü düzenledim, telefon listemin üzerinden geçtim. Mimimalizm pratiklerini yavaş yavaş hayata geçirmiş oldum böylece. Bu daha başlangıç 😏

Son tahlilde

Son olarak kendimce bir tespit daha yaptım kafa tatilimde;
Ben eşimle hep bir denge çekişmesindeyim. Birbirimizin bazı özelliklerini törpülüyor ya da geliştiriyoruz. Çeliştiğimiz her an en azından birimiz için biraz daha olgunlaştırıcı bir süreç başlıyor. Zamanla bir noktada mükemmele ulaşacağımız önyargısına da sahip değilim.
Zaten seninle gelişmek çok keyifli. 💓

Ve keyif benim göbekadım 🤣

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir