13.Gün: Limanağzı-> Susla

Rota: Limanağzı – Fakdere – Susla

Süre: 6 saat

Zorluk: zor

 

Sabah erkenden Mete’nin temizlik sesiyle uyanıyoruz. Çadır toplama derdimiz de olmadığı için hızlıca bir şeyler atıştırıp yürüyüşe başlıyoruz. İlk tepeyi aşınca manzara muhteşem, uzun uzun izlemeden yola devam edilmiyor. Sonrasında da hep güzel manzara ama tepeleri ine çıka, insanda bakacak hal kalmıyor.

Tepeleri aşa aşa Fakdere’ye varıyoruz ve işaretler bizi oradaki tek restoranın içine kadar götürüyor. İşaretlerle oynandığı hissi yarattığı için bu durum pek hoşumuza gitmiyor. Ama başka alternatif olmadığı için yemek molamızı burada veriyoruz. Bu arada muhtemelen sürümden kazanamadıkları için fiyatları da oldukça yüksek tutmuşlar. Oraya ait hatırladığım tek güzel şey yavru kedilerin olması. Musluktan su istediğimizde de yok deyip onu da parayla satıyor ve biz de buradan hızla uzaklaşıyoruz. Doğa muhteşem aslında ama mekan buna rağmen huzurlu ve mutlu hissettirmiyor.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Susla’da kamp yapmak kolay mı  😄

Fakdere’den epey yürüdükten sonra saat 16.00 da Susla sahiline geliyoruz. Etraftaki mangal ve piknik kalıntılarından anladığımıza göre, ağaçlık bu sahil hafta sonları oldukça popüler. Neyse ki bu akşam kimseler yok etrafta ve kamp için güzel bir seçim olacağını düşünüyoruz. Saat de daha erken, kampın tadını çıkarırız diye düşünüyoruz ki büyük yanıldı 😯

Tek problemimiz çevrede su olmaması, ki geldiğimiz yol boyunca da yoktu. Biraz çevreyi kontrol ediyoruz, ama sadece akmayan bir çeşme bulabiliyoruz. Hasman deniz suyunu arıtma yolları ararken, ben haritaya güvenip yakındaki kuyuya su almaya gidiyorum. Aslında benim içgüdülerim haritada gözükmeyen tali yoldan gitmemi söyledi ama Hasan bir mantık adamı olarak kaybolma ihtimalimi göze alamadı. Ben de düştüm yollara, tahminimiz yolun yarım saat civarında sürmesi. Yarım saatin sonunda Hasan beni aradı ama telefon bir çekti bir çekmedi, konuşamadık. Bunun üstüne Hasan endişelenmiş ve çantaları bırakıp koşarak peşimden gelmiş. Yarım saat diye çıktığım yol 1.5 saat sürüyor, ve bu sürenin sonunda hem kuyuyu hem de Hasan’la birbirimizi buluyoruz. Efendim o kuyuyu bulmak, içinden su çekmek de ayrı bir dert; kova bulamıyoruz, bulduğumuz pet şişeyi kesecek bıçak yok. Artık keskin bir taşla şişeyi kesip suya sarkıtıyoruz – nihayet su geliyoooor. Bulunduğumuz konum da Boğazcık’a çok yakın, ama çantalar sahilde kaldığı için gerisin geri dönüyoruz. Kamp yapacağız diye bu kadar ısrar etmeseydik şimdiye Boğazcık’a çoktan varmıştık ya, su sıkıntısını saymazsak kamp için güzel bir seçim Susla.

Sahile dönmemiz saat 20.00 buluyor ve çok ama çok yorgunuz. Ateş yak, çadırı kur derken kampın tadını çıkarmak için pek de vaktimiz kalmıyor. Sonunda yemek yiyoruz ve nodleın bu kadar lezzetli olması pek normal değil diye düşünüyoruz. Nasıl acıktıysak artık 😃 Bu yorgunluğun üstüne çadır da pek konforlu geliyor insana.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir