İstanbul’un kaosundan Beycik köyüne

Beycik’de hayat nasıl gidiyor

Son birkaç ayda hayatımız oldukça değişti; bir gece konaklamak için uğradığımız Beycik’de 4 ayı devirmişiz. Ne kaybederiz ki diye kaldığımız bu güzel köye iyice alıştık, benimsedik. Likya yürüyüşünde karşımıza çıkan “ne kaybederiz ki” diye başladığımız pansiyon maceramıza bir süredir ara versek de köyden kopamıyoruz. Çünkü acaba İstanbul’a dönsek mi diye aklımdan geçerken ya muhteşem bir manzara, ya da bir hayvan aklımı yerine getiriyor. Örnek verirsek hamakta yatarken denize çeviriyorum bakışlarımı ya da gün batarken gökyüzüne, köyü ayrı güzel dağları ayrı. Kapımın  önünden keçiler geçiyor, yolda kaplumbağa ile karşılaşıyoruz, kuşlar dönerek selamlıyor beni (en azından ben öyle hissediyorum), arabayı yavaşlatıyorum yumurtadan yeni çıkmış civcivleri görebilmek için. Bazen sincapla bazen yengeçle bazen ise ağaçkakanla güzelleşiyor günler. ... Read More | Share it now!

Beycik’e Hoşgeldiniz

Size kısaca Beycik’i tanıtmak istiyorum. İstanbul gibi kalabalık bir şehirden köye yerleşince aslında o büyük şehirde ne kadar yalnız, ne kadar iletişimsiz kaldığımızı anladım. Bu yüzden anlatmaya köydeki insanlardan başlayacağım. Elbette herkesin iyi ve kötü özellikleri vardır, ama biz gıybet yapmayalım ve karakterlerimizi en güzel özellikleriyle analım. Başlamadan da belirtelim; deli olmayanın yolu Beycik’e düşmez.... Read More | Share it now!