Bir ben var Beycik’ten içeri

Eveeeeet Antalya sıcak yüzünü bize gösterdi, hiç gelmez sandığım o kavurucu sıcaklar geldi. Hoş bana kalsa biraz daha dayanabilirdim belki ama Hasan yeter deyince biz de soluklanmaya ve tabi yazı geçirmeye Beycik’e geldik. Antalyanın o muhteşem yazı Haziranda başlıyormuş 😌, biz de eşyalarımızı yüklenip geldik köyümüze. Eşya dediğim de balkonda bir süredir özenle yetiştirdiğim bitkilerim. Kavurucu sıcaklardan hem kendimizi hem de onları kurtardık ve geldik. İlk geldiğimizde burası sürekli yağmurluydu ama artık sıcak hava yaylayı da buldu.... Read More | Share it now!

bahar geldi geçiyor

Ben Bahar, en sevdiğim mevsim de adımla uyumlu tabi ki 😌 Sanırım adımı en çok sevdiğim yaşımdayım. Bizimkiler ben doğmadan önce adım Duygu olsun diye kararlaştırmışlar. Babam doğumumdan sonra nüfus kağıdımı çıkartmaya giderken yeni yağmış yağmur kokusundan etkilenmiş ve adımı Bahar koymaya karar vermiş. (Ki anneme sormadan bu kararı uygulayıp, dönüşte usülen sormayı da ihmal etmemiş; kızın adını Bahar koysak mı, ne dersin?)... Read More | Share it now!

Yılsonu değerlendirmesi

Yılsonu Değerlendirmesi

Uzuuuuun süredir yazmamışım. Çok sevdiğim halde bu kadar ara verdiğime göre birşeyleri yanlış yaptım demek ki. Ben biraz bunu düşüneyim, bu sürede neler yaptık toplayıp yazmaya çalışayım. Ara vermenin kötü tarafı çok şeyin birikmesi 😉... Read More | Share it now!

Yine yeniden beycik

Beycik’e tekrar gelene kadar neler yaşadık

Aralık 2017’de artık hem havaların iyice soğuması hem de köyün ıssızlaşması sonucu İstanbul’a dönmeye karar vermiştik, ama tabi ki Beycik’e geri gelmek üzere 🙂 Hatta aklımızda temelli Antalya’ya yerleşme düşüncesiyle İstanbul’a gittik, bu sebeple de son son tadını olabildiğince çıkartmaya çalıştık şehrimizin. ‘Köyden indim şehre’ ruh hali bir süre devam etse ve ‘neden insanlar üstüme üstüme yürüyor’ paniğini bir süre yaşasak da insan her şeye kısa sürede adapte oluyor. ... Read More | Share it now!

İstanbul’un kaosundan Beycik köyüne

Beycik’de hayat nasıl gidiyor

Son birkaç ayda hayatımız oldukça değişti; bir gece konaklamak için uğradığımız Beycik’de 4 ayı devirmişiz. Ne kaybederiz ki diye kaldığımız bu güzel köye iyice alıştık, benimsedik. Likya yürüyüşünde karşımıza çıkan “ne kaybederiz ki” diye başladığımız pansiyon maceramıza bir süredir ara versek de köyden kopamıyoruz. Çünkü acaba İstanbul’a dönsek mi diye aklımdan geçerken ya muhteşem bir manzara, ya da bir hayvan aklımı yerine getiriyor. Örnek verirsek hamakta yatarken denize çeviriyorum bakışlarımı ya da gün batarken gökyüzüne, köyü ayrı güzel dağları ayrı. Kapımın  önünden keçiler geçiyor, yolda kaplumbağa ile karşılaşıyoruz, kuşlar dönerek selamlıyor beni (en azından ben öyle hissediyorum), arabayı yavaşlatıyorum yumurtadan yeni çıkmış civcivleri görebilmek için. Bazen sincapla bazen yengeçle bazen ise ağaçkakanla güzelleşiyor günler. ... Read More | Share it now!

Beycik’e Hoşgeldiniz

Size kısaca Beycik’i tanıtmak istiyorum. İstanbul gibi kalabalık bir şehirden köye yerleşince aslında o büyük şehirde ne kadar yalnız, ne kadar iletişimsiz kaldığımızı anladım. Bu yüzden anlatmaya köydeki insanlardan başlayacağım. Elbette herkesin iyi ve kötü özellikleri vardır, ama biz gıybet yapmayalım ve karakterlerimizi en güzel özellikleriyle analım. Başlamadan da belirtelim; deli olmayanın yolu Beycik’e düşmez.... Read More | Share it now!

biz napıyoruz!!!

Moda neydi insanın kendine yakışanı giymesiydi, bir de beyaz yakalının dünya turu hayalleri. Biz de bunu düşündük, mütevazileştirdik ve işlerimizden ayrılıp biraz kendimizi şımartmak istedik. İlk düşüncemiz mayıs – eylül arası uzun bir yaz tatiliydi ama bu işin sonunu şimdilik bilmiyoruz. Tatil planlamamız bile 3 kelimeden ibaretti: likya, uzak doğu ve karadeniz. İş yogunluğunda ikimiz de gerekli araştırmaları yapmadık. İşten ayrılma sonrası da tatil planlaması yapmamız 3. haftanın ortalarına denk geldi. Kabul bu aralar biraz tembeliz. Ama sonunda ilk hedefimiz olan likya için yarın yola çıkıyoruz :)... Read More | Share it now!