Buralara kar yağmıyor canım

Bu aralar Türkiyenin dört bir yanından kar fotoları geliyor, sosyal medya dolup taşıyor bembeyaz görüntülerle. Tabi burası hariç, biz dondurucu ayaza rağmen ışıl ışıl günler geçiriyoruz Antalya’da. Hatta havalara güveniyoruz ve bahçemizi düzenlemeye, ağaçlarımızı ve tohumlarımızı ekmeye başlıyoruz. Akıbetini zaman gösterecek 🤔 Şöyle bir bakınca son ayların en mühim olayı zaten bahçe; bahçeyi ilk önce yaşanabilir hale getirmek sonrasında ise hobi bahçesine dönüştürebilmek. Artık o hobi marangozluk mu olur, solucan yetiştirmek mi, çiftçilik mi görücez. Şimdilik hepsinden bir kuple sadece.

Haberler, haberler, haberler

Epeydir zamanımızın çoğunu köyde geçiriyoruz. Malum yasaklar var, yapılacak çok iş var, eh bahçe dururken 4 duvar arasına kapanmak da pek içimizden gelmedi. Ama son 2 haftadır yeni düzene geçiş yaptık 🎉. Haftaiçi şehir, haftasonu köy uygulamasına geçmiş bulunuyoruz. Bu sayede daha organize olabileceğime inancım tam, üstelik şehrimizin güzelim koşu yolunu da kullanmaya başladık. Henüz karanlıkta kalkma kısmından pek haz etmesem de, günün ilk ışıklarıyla sahilde koşmaya bayılıyorum. Geçen sene düzenli haftada 3 gün koşardık, üstüne de çorbacıya giderdik, hey gidi günler. Her anın kıymetini bilmek lazım. Neyse şimdilik haftada 2 gün ile başladık koşuya, bittikten sonrada paça çorbamızı paket yaptırıyoruz, valla keyfini sonuna kadar çıkarıyorum, yalan yok 😉. Bahçemizden son haberlere gelirsek, arazinin etrafını nihayet telle çevirdik. İnsan sınırlandırılmış hissediyor kendini, ben daha pozitif bir his yaşatacağını düşünmüştüm. Velhasıl ekim yapabilmek ve keçi sürüsünden ektiklerimizi koruyabilmek için, el mecbur çevirttik gitti teli. Çevirme sonrassında ise kendimi kapıcı ilan ettim, bundan sonra giriş çıkışlardan ben sorumluyum 😏 Son günlerde en ilgi gösterdiğimiz konuysa; kompost nasıl yapılır, solucanların evlerini nasıl büyütelim, bokashi mokashi, hangi tohumu ekelim, nere ekelim temelli bostancılığa giriş bilgileri 🤗 Bomba haberi sona sakladım 😄. Geçen hafta bulabildiğimiz her çeşit ağaç fidanından ektik; heyecanlıyım a güzellerim, acaba yerlerinizi sevecek misiniz, birlikte kaç sene geçiricez, gölgenizde soluklanıp meyvelerinizi bir güzel midemize indirebilecek miyiz? 😍... Read More | Share it now!

2020’nin de sonu göründü

Vay be 2020’nin sonu göründü. Çocukken 2000 yılında kaç yaşında olacağımı ilk hesaplayışımdaki heycanımı hatırlıyorum. Kocaman bir genç kız olacaktım😍. Üstünden ne ara bir 20 yıl daha geçti. Neyse sayılara takılmayalım ve yılsonu bilançosuna başlayalım. Son yıllarda edindiğim bir alışkanlık; kendime yıllık hedefler koyuyorum ve ‘deadline’ yaklaşınca da neler yapmışım bakıyorum. Hedefler tutmuş mu, neler yaşanmış, nasıl hissetmişim? 2020 herhalde tüm dünya olarak yaşadığımız çok acayip bir yıl, bir bilimkurgunun içinde gibiyiz. Kişisel tarihimde daha fazla zorlandığım yıllar da oldu ama tüm insanlık olarak ortak dertlere gark olduğumuz, tüm ülke olarak ölümlü olduğumuza aydığımız, evlerimize kapandığımız, ilginç ve öğretici zamanlar geçirdik. Benim bu hayatı seçmemin, yani 9-6 çalışma hayatından çıkmamın ana sebepleri de bunlar aslında. Ölümlü olduğumu anladım ve ne istediğimi, hissettiğimi düşünecek vaktimin kalmadığını farkettim. 4.5 yıl oldu beyaz yakalılığa veda edeli, uzundur düşünecek bolca vaktim var yani 😉. Bizim için evde kalmak da alışıldık bir durum aslında.  Öte yandan bu yılın en büyük korkusu tabiki aileme birşey olması ihtimali, canımı sıkansa hayatımın kısıtlanması. Basit eğlencelerim vardı, sahilde koşmak/sinema ve tiyatroya gitmek/güzel bir mekanda yemek yemek. Çok özledim sinemada koca bir patlamış mısır alıp, full konsantre film izlemeyi, sabahın köründe koşuya gitmeyi, üstüne bir de sıcacık çorba içmeyi.  Bu süre boyunca kendime hatırlatıp duruyorum, savaşta değiliz, kıtlık yok, evimdeyim, sağlıklıyım; şükretmeliyim.  

2020 bilançosu;

Ben tabiki hafızama güvenmeyip, defterlerime ve günlüğüme başvurdum. Çünkü her ne kadar hafıza konusunda mangalda kül bırakmasam da, insan pek çok detayı atlayıp gidiveriyor. Üstünden sadece birkaç ay geçtiği halde parmağımı kırmam bile çok çoook eskiden yaşanmış bir anı gibi geliyor. Velhasıl pazar günümü buna ayırdım; tek fireyle tüm hedeflerimi gerçekleştirmişim. Kendimi alkışlıyorum 👏👏. Firemde (hobi ve sosyalliğe ağırlık verdiğim aktif bir hayat) koronanın etkisi yadsınamaz, hem kadı kızındaki kusura da bir zahmet odaklanmayalım. Gerçekleştirdiğim en gurur verici olay, gözlüklerimden kurtulmak. Norbekov’un egzersizleri ile gözlüklerimle vedalaşmış bulunuyorum 😎 En büyük olay, kendi evimizi yapmamız. Çok yorucuydu evet ama şu anda yazımı bahçeme bakarak yazmak gibisi de yok doğrusu. Misafir odası diye düşündüğümüz odaya konmuş bulunuyorum. Henüz 2 gün oldu ama penceremden gördüğüm kuşlar ve hoplayan sincap bu kadarcık zamanda bile ruhuma iyi geldi. Korona günlerinde bana ilaç oldu burası, bunaldığım gibi kendimi bahçeye atıyorum, şöyle bir tur atıyorum; büyülü orman, mantarlar, yeni çıkan otlar.. 2020, benim için müthiş başlamış. Mart ayında bedensel, ruhsal ve kültürel zirveme ulaşmışım. Sonrası bir yükseliş, bir düşüş. Korona ile baş etme çabaları, ev yaptırma serüveni, Hasan’ın dolu dizgin çalışması, parmağımın kırılması, kendi sınırlarımı çizme savaşım. Bir yandan da ev yaptırma serüveni, bedenime şükran duyma, ruhen olgunlaşma, sınır çizme becerimin artması, işlerimin açılması, bol bol okumak, yazmaktan zevk almak, yalnızlığın kıymetini bilmek.  Zor muydu? Zordu, bol koşturmacalıydı ama sanırım hayat da böyle birşey 🤗... Read More | Share it now!

Planlar Hayaller

Aralık ayında kepçe peşinde koşmanın ceremesini evin önünün bolca çamur olmasıyla almış bulunuyoruz. Peki bu çirkin görüntünün moralimizi bozmasına izin verecek miyiz? Hiç sanmıyorum 😎. Bu sabah hava kapalı, sisler ardımızdaki dağların tepelerinde geziyor, bahçede mantarlar hafiften başlarını çıkartmış. İlk kışına şahit olmaya başladık yeni evimizin, bahçemizim. Heyecanlıyım acaba neler yaşıyacağız 😍. Evin önü, hiç dokunmak istemediğim bir alandı, çünkü baharda bu kısım sırf kır çiçeği doluyor. Ama biraz çukur kalıyor ve bir şekilde suyu uzaklaştırmamız lazımdı. Bu haliyle ne yapmalı diye düşününce epey bir plan yaptık, hayallere daldık. Evin etrafına bolca çimen, yonca ve çiçek tohumu atmaya, evin önünü masa tenisi, frizbi vs oynayabileceğimiz bir alan yapmaya, evin arkasındaki taraçalı alana birkaç ağaç ekip, gerisini bostan olarak kullanmaya. Bir köşeye lavabo ve tezgah yapmaya, bir küçük masa, sandalye atmaya büyülü ormanın diğer yanındaki taşlık bölgeyi kümese çevirmeye evin önündeki pinar ağaçlarının altına bir platform yapmaya 

Hayaller, hayaller, hayaller…

Sonra ben gün oldu, hafif bir elbise giydim, sepetimi takıp bostandan kahvatılığımı aldım, yıkadım dışarıdaki otantik fayans lavabomda.. Gün oldu, ahşap platformumda yogayla başladım güne.. Gün oldu mutfak penceremden çiçeklenen ağaçları izledim.. Arı kovanından balımı aldım.. Tazecik yumurtamı topladım, tavuklara böcek üretecek bir mekanizma kurmayı düşündüm.. Hasan‘ı hacamat ettim masa tenisinde.. Hayal etmeyi çok severim, planlar hayalleri kovalıyor ama aklımız bahçede, hadi çıkıp bir 5 dk gezelim bakalım diyoruz. Hasan acele ediyor, ettiriyor her zamanki gibi. Hadi hadi çorabını giy bir bakıp gelicez diye, pijama altına lastik çizmeleri geçiriyor sabırsızlıkla. Lastik çizmeyle göllenmiş yerlere girmek, suyla ve çamurla oynamak ne keyif, yıllardır yapmamışım. Nedense sadece çocuklara yakıştırmışım bu oyunu ama her yaşta çamur sevilmeli, sevdirilmeli 😄.  Kocaların kocası bu arada yine bir el çabukluğu ile eline kazmayı alıyor, tabi serde mühendislik de var, suyu tahliye çalışmalarına başlıyor. Neyse ki üstünü değiştirmeye ikna edebildim, varsın gözüne kadar çamura bulansın ama işe uygun kıyafet önemli 😉. [youtube https://www.youtube.com/watch?v=XgXJss-KRlQ]... Read More | Share it now!

Büyülü Orman

Büyülü Orman’a ne olucak?

Duyduk duymadık demeyin ey ahali, arazimiz sınırları içindeki büyülü orman yerle yeksan edilmek isteniyor 😂 Son zamanlar konumuz, yine yeniden kepçe ayarlamak. Temel amacımız bahçeyi telle çevirmek, gelmişken de ufak tefek işlerimizi yaptırmak. Ne yazık ki kepçe operatörleri iş konusuna çok seçiçiler 🙃. Çünkü neydi? ‘kepçe ne kadar çalırsa o arazi o kadar değerlenir’di, ‘al + düzlet + çevir’di, ‘bir temizleyip, ay gibi ortaya çıkaralım’dı. Hasan biraz daha düzenlenmesinden yana, eminim duvar örülmesinde kullanılsın diye kayalara da gözü kayıyor. Ben niyeyse biraz romantiğim bu konuda, ne kadar düzenlersek o kadar zarar veriyorum, çirkinleştirip renksizleştiriyorum gibi geliyor. Ama kepçecilerle ve Hasan’la yaptığım meetinglerde (beyazyakalıca) isteklerimden şüpheye düştüm, tuhaf mıydı isteklerim? -ama o kaya kalsın -ben seviyorum o çalıları, arılar da çok seviyor -evet tamam bir işimize yaramıyor ama kuşlar geliyor, hem gölgesi var -‘ormana dönmüş, yılan olur’ dedi ama güzel orası kalsın Belki çok mızmız bir müşteriyimdir öbür taraftan bakınca bilemiyorum ama kendi bahçemi de istediğim gibi yaptırabilmem lâzım.  Neyse nihayet bugün biriyle anlaştık, yarın sabah iş başı yapacak kepçeci. Normalde buna da inanmam (çünkü çoook yaşadım bu gelicem, dönücem muhabbetlerini) ama kepçeyi getirdi bıraktı bahçeye. O yüzden inancım tam, üstelik hak de veriyorum, haklı kepçeci kardeşlerim. Herkes sevdiği işi yapsın! Bu mantıkla bize gelen arkadaş tatlı, bizim daha rahat çalışabileceğimiz biri. Hadi gazamız mübarek olsun. Köyümüzün ruhları, ulu dolunay koru bizi 😄. Böyle muhabetler de hiç bitmiyor, her an aklıbaşında sandığımız birinin mistik güçlerin kontrolüne girdiğini anlıyoruz. 😆 Hadi kepçeci kardeş, sana güveniyorum. Hem o kayayı, ağacı, çalıyı seven bir ben değilim ki. Bir sürü canlı var, üstelik ben onları dikizlemeye bayılıyorum ❤. Büyülü ormanın masal kahramanları; siyah dağ kelerleri kayalarına çıkıp güneşlenmeyi seviyor, ağaçkakanlar ağaçları, yavaş ama gürültülü ilerleyen kamplumbağa çalılıklarda vakit geçirmeyi tercih ediyor. Nadiren kendini gösteren sincap ise çok seri, o güzel kuyruğunu sallayarak bazen ağaca bazen çalıya doğru gözden kayboluyor. Ne büyük zevk bahçedeki canlılığı izlemek.

Büyülü Orman

Bu curcunada bir konu da, evin yanındaki mini büyülü orman 🧙‍♂️.  Biz ve kepçeçi tabiriyle orman olan, ama aslı; sık birkaç ağaç ve onların ayrılmaz parçası sarmaşıklar. Ben yarattığı atmosfere bayılıyorum, vazgeçmek istemiyorum oradan. Hasan biraz kararsız, ama içine gir dünyayı unut o kadar güzel bir yer. Peki akıbeti ne olacak? Dış güçler büyülü ormanımızı yerle bir etmek istiyorlar. Peki ben yedirir miyim size!  Üstü sarmaşık kaplı, yerlerse yaprak, hele bir de tam oturmalık bir kaya var ki içinde, kalbimi 12’den vuruyor. Bana çocukluğumun geçtiği fakülte lojmanlarının defneliğini hatırlattı, gözümden birkaç fotoğraf geçti. İçimde küçük bir çocukkenki huzur, gözüm çoban ekmeği aradı, babam da yanımda olsa şu kayada biraz sohbet etsek dedim.  Yani oradan vazgeçmek lafügüzaf; geçen gün tamam dedim içinde yürümek çok zor, yüreyebileceğimiz koridorlar açalım. Aaaaa benim çoşkulu kocam kaşla göz arasında yine pek bir çalışmış. Gönlümden geçenden biraz daha ferahlamış ortam 😆. Önümüz bahar, sarmaşıklar kapatır o boşluğu, daha da sağlıklı olurlar diye avutuyorum kendimi. Büyülü ormanda geçireceğimiz nice çocukluk yolculuğuna ❤.... Read More | Share it now!

Eski fotoğraflar

Fotoğraf bakmak; eskiden çok severdim, hele de eski fotoğraflara bakmayı. Üniversitedeyken benim için ev ziyaretlerinin ayrılmaz bir ritüeliydi, fotoğraf albümlerine bakmak. Ama artık o kadar çok fotoğraf çekiyoruz ki, sayılar binlerce, pek elim gitmiyor bakmaya. Düzenlemek için arada açıp, güzellerini seçiyor, bir kısmını gözden ve harici bellekten çıkarıyorum. 😌 Neyse efendim geçenlerde eski bilgisayarımdaki resimleri de harici diske alayım dedim, aman tanrım neler çıktı içinden; üniversite, yüksek lisans, ilk işim ve en sonda da ikinci işime yeni başladığım dönemler. İçinde unuttuğum fotolar bile çıktı, birkaç günde ancak üstünden gelebildim, çok yoğun bir geçmişe dönüş yaşadım, duygular çoştu.

Fotoğraflar

Bir nevi günlük aslında fotoğraflar, neler yapmışız, kiminleymişiz, kiminleyken nasılız, neler hissetmişiz, ifademiz nasıl; mutlu muyuz, üzgün mü, düşünceli mi, gırgır mı?  Artık üniversite fotoları, bir genç kızın anıları benim için, başkasına ait anılar gibi 🙃. Her birini biliyorum, çok tanıdık ama çok uzak artık.  Yüksek lisans fotolarının varlığından bile haberdar değildim, işten koşarak gidip geldiğim bir yerdi benim için maçka kampüsü, pek anım ve arkadaşım yok arda kalan. O yüzden görünce şaşırdım, bana birkaç anı hediye ettiler. İlk işimden fotoların da bir kısmı hiç yok hafızamda, oradan ayrılmaya doğru epey eğlenmişiz, tatlı arkadaşlıklar kurmuşuz. Sürekli bir veda ve kutlama havası esmiş gibi, foto çekme bahaneleri o zamanlarda daha çok oluyor ya 😉. Tabi o dönem hâlâ telefonlarımızın akıllanamadığı çağlar, o yüzden sanırım foto sayıları kısıtlı.  Sonrasında ikinci işimin daha çok gezelim görelim fotoları var, amma eğlenmişim, bekarlığın tadını çıkarmışım valla. Çok takdir ettim kendimi. Velhasıl sonunda bir sürü insan girmiş hayatıma, çoğu çıkmış, bir kısmı unutulmuş bile. Bir sürü yere gitmiş görmüşüm. Bazen durgun, bazen enerjik olmuşum. Bazen zayıf, bazen kilolu, saçlarım uzayıp uzayıp kısalmış, büyümüş büyümüş küçülmüşüm, hayatımın odağı, okulum, evim, işim değişmiş.  Ananem ‘nasıl geçti ömrüm anlamadım, bir gözümü kapadım açtım nine olmuşum’ derdi. Evet zaman hızlı geçiyor, çok şükür ki bolca anı biriktirmiş, pek çok insan tanımış, arada bir büyük değişiklikler yapmış, ortam değiştirip hayatımıza renk katmışız.  Birkaç günüm otobiyografi tadında geçti, arada bir yapmak lazım ve unutmayalım; her yaşın bir güzelliği, her yaşanmışlığın bir değeri var 💜... Read More | Share it now!

Çıralı -> Maden Koyu

Üstünden epey zaman geçti aslında, Mart ayında yürümüştük ama detayları kaydetmiştim 🤗 Yazmak için daha da beklemeyeyim, gün bugündür; işte Çıralı – Maden Koyu yürüyüşümüze ait detaylar.  Yürüyüşümüz günübirlikti, Çıralıdan başlayıp Maden Koyuna gittik ve aynı yoldan geri döndük. Olduçta yorucu bir etap, muhteşem manzaralar eşliğinde deniz seyivesine inip inip çıkıyor. Bacaklarım bu yürüyüşten sonra birkaç gün ağrıdı ama bu yorgunluğa değdi elbette.  [youtube https://www.youtube.com/watch?v=kqXc11-Ox-Q]

Yürüyüş Detayları

Yürüyüşe biraz geç başlayabildik. Öğren 1’de Çıralının Yanartaş civarından rotaya başladık. Bizim Likya yürüyüşümüz hep sıcaklara denk geldiği için, baharın uyanışına bu rotada ilk kez şahit olabildik. Ki çok çok keyifli, çıkan çiçekleri inceliyeyim derken yürüyüş ritmini tutturmakta zorluk çektim 😊.  [gallery type="slideshow" ids="2338,2336,2337,2339,2340"] [gallery type="slideshow" ids="2341,2342,2343,2344"] Deniz seviyesinden 10 dk kadar yürüyüp Çıralı’yı kuş bakışı izyelebileceğimiz tepeliğe ulaşıyoruz. Bu civarda etrafta muz ve mandalina kabukları görüyoruz, yakın zamanda bir yürüyüş grubunun buradan geçtiği belli 🕵️‍♂️, canım da çekti ama yapacak birşey yok. Güzel manzaranın keyifini çıkarıyoruz. [gallery type="slideshow" ids="2345,2346,2347"] Maden koyunu çok merak ediyordum, yolu bozuk olduğundan oldukça bakir kalmış. Yol boyunca da Kral Koyu ve Boncuk Koyu adında iki küçük ve bakir koydan geçiliyor. Maden Koyunda eskiden krom çıkarılıyormuş. Maden ağzı ve işçi evlerine ait kalıntılar hala duruyor. Sahiller de gri tonlarında, madenden kaynaklanabiliceğini düşünüyorum. Molalarımızı sahillerde verdik, toplam 2 saat 15 dakikada Maden Koyuna vardık. Burada hem sahilin öbür ucuna gittiğimiz için, hem de madenci evlerini dolaştığımızdan molamız uzundu; 40 dakika zaman geçirdik.  [gallery type="slideshow" ids="2348,2349,2350,2351,2352,2353"]   [gallery type="slideshow" ids="2354,2355,2356,2357"] Dönüşte bir yürüyüş gurubuna denk geldik, denize girmişler ve bize de tavsiye ettiler ama biz girmedik. İyi bir karar mıydı bilemiyorum 🤔 Dönüşümüz aynı rotadan oldu ve 1,5 saat sürdü. Yürüyüşümüzü bizim için bir Çıralı klasiği olan köftecide sonlandırdık. 🍔😉 [gallery type="slideshow" ids="2360,2358"]... Read More | Share it now!

Neler Oluyor Hayatta

Nicedir yazamadım, bu arada neler oldu hayatta? Beycik’ten Belen’e taşındık. Eksiklerimiz bitmek bilmiyor ama Belen’de hayat nihayet başladı 🎉🎉. Beycik bizim yolumuzu Antalyaya çeviren ve gönül bağı kurduğumuz bir yer. Bizim için önemli yani, kendimden epey duygulanmayı ve Beycik’e dörtlükler yazmayı bekliyordum, olmadı. Belki kendi evimize çıkıcak olmanın heycanınından, belki de artık o eski tadının kalmamasından.. Kusura bakma sevgili Beycik, arada görüşürüz elbette ama şimdilik hoşçakal 👋. Aylardır uzun ve yorucu bir süreçtir gidiyor, aylaklığa özlemim gittikçe artıyor 😊. Nihayet emekler sonucunu verdi, evimiz bitti veee burada ilk gecemizi geçirdik. Müthiş huzurluyum, gözüm sadece doğa gördüğü için, kendi tasarımımızda yaşayabildiğimiz için şükran doluyum. 

Bu süreçte öğrendiklerim;

  • Gelen işçi/usta, öncekini eleştirir; aldırmamalısın.
  • Gelen işçi/usta, evin yerini/manzarasını/ebatını vs beğenmez; aldırmamalısın.
  • Hayırlı olsun demeyen herhangi birinin yorumunu/sorunusu ciddiye almamalısın (ne yazık ki çoğu insan bu nezakette ve mutlulukta değil)
  • Herkesin bu konuda bir yorumu vardır, herkesin dediğini de ciddiye almamalısın.
  • Ev yaptırmak çok ilgi çekici bir konudur, özellikle de maliyeti 😆
  • Evde eşya yokken küçük gibi gelir, endişeye gerek yok.
  • Vakit nakittir, nakdi hesaplarken vaktini boşa harcamamalısın. Yani 3’e 5’e bakma!
  • Ev yapana Allah yardım eder.
  • Sezgilerine güvenmelisin.
  • Hayal kurmayı bırakma, unutma ki; istikrarlı hayal hakikattir 😎
İlk günlerimin ardından şu da söylemeliyim; araziye olabildiğince az müdehale etmek doğru bir kararmış, ‘önce bir düzlet’ dayatmasını dinlememekle iyi yapmışız. Gözümüz boz toprak görecekti ve bitmek bilmez iş listemizin ilk sırasına etrafı yeşillendirmek gelecekti. Epey işten de yırtmışız farkettirmeden 😊. Tarihe düştüğümüz not hava kalmasın dedim ve Belen’e yerleşme kararını aldığımız gün çektiğimiz videoyu ekledim; [youtube https://www.youtube.com/watch?v=1LlONDbqE58] Tabi bir de gündemde, ayak parmağımın kırılması vardı. Titizlenip, özel hastaneye gittim ama hata etmişim. Bir daha kırığım olursa araştırıp kırıkçı/çıkıkçıya gidicem. Lazım mıydı bilemiyorum, başta dizime kadar alçıya aldı, üstelik yamuk kaynadı kemik. Ben ‘koskoca doktor, alt tarafı bir parmağa ne yapılacağını bilir’ diye düşünmüştüm. Bu olaydan çıkardığımsa, kendi sağlığımı, önüme gelen doktora emanet etmemeliyim!  Ve elbette çok çok şükür etmeliyim sağlığım için; ne zormuş sakatlık, hareket kısıtlaması!  Bir yandan hayatın bu yönünü de deneyimlediğim için memnunum ama rahat rahat yürümeyi, koşmayı da çok özledim.  Hadi inşallah yakında Belen semalarında koşmaya başlarım 🤗 [gallery type="slideshow" ids="2315,2319"]  ... Read More | Share it now!